İçeriğe geç

Birinci Harput Klasik Hadis Meclisi’nin Ardından…

Uzun yıllardır Türkiye’deki hadis akademyası, anabilim dalı koordinasyon toplantıları dışında büyük bir organizasyonla bir araya gelmemişti. Elazığ-Harput’ta 26-31 Ağustos 2024 tarihleri arasında düzenlenen 1. Harput Klasik Hadis Meclisi programıyla bu hasret kısmen sona erdi. Yurtiçinden ve yurtdışından 200’ü aşkın hadisçinin katıldığı bu program, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin mihmandarlığında, Elazığ Valiliği, Elazığ Belediyesi ve Diyanet Akademisi’nin de işbirliğiyle organize edildi. Bu yazıda kısaca program akışını tasvir ettikten sonra 6 günlük Harput macerasının ben de hissettirdiği duyguları ve genel izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

6 günlük program boyunca gündüzleri klasik hadis meclisleri düzenlenirken akşamları da ilmî paneller gerçekleştirildi. Klasik hadis meclisi programı ise iki ayrı kitap üzerinden takip edildi. Birincisi, Zehebî’nin (ö. 748/1348) hadis usulüne dair muhtasar eseri olan el-Mûkiza idi. Dr. Mehmet Fatih Kaya tarafından Harput Ulu Camii’nde okutulan bu eserde “müselsel” kavramına kadar gelindi.  İkincisi ise Müslim’in (ö. 261/875) Kitâbü’t-Temyîz adlı eseri idi. Bu eseri, programın onur misafiri Hindistanlı meşhur hadis âlimi Prof Dr. Hamza el-Melîbârî, Sarahatun Camii’nde okuttu. Müslim’in, muhaddislerin hadis tenkit metodunu anlattığı bu kitabının mukaddime kısmı ve kitapta yer alan yaklaşık 10 örnek detaylı bir şekilde incelendi.

5 gün boyunca her akşam 20:30-22:30 saatleri arasında daha çok hadis çalışmalarına yoğunlaşan muhtelif tebliğler sunuldu. Birinci panel Prof. Dr. Veli Atmaca’nın moderatörlüğünde Doç. Dr. Şule Yüksel Uysal, Prof. Dr. Ahmet Ürkmez ve Prof. Dr. Enbiya Yıldırım’ın sunumlarıyla “Hadis Çalışmalarının Dünü” başlığıyla; ikinci panel Prof. Dr. Mehmet Bilen’in moderatörlüğünde, Dr. Öğr. Üyesi Adil Öztekin, Doç. Dr. Ahmet Özdemir, Doç. Dr. Ahmed Snober ve Arş. Gör. Cansu Altınok’un katılımlarıyla “Arap Dünyasında Akademik Hadis Çalışmaları” başlığıyla; üçüncü panel Prof. Dr. Zişan Türcan’ın moderatörlüğünde Doç. Dr. Fatma Kızıl, Prof. Dr. Abdullah Taha İmamoğlu ve Dr. Fatma Yüksel Çamur’un katılımlarıyla “Batı’da Akademik Hadis Çalışmaları” başlığıyla; dördüncü panel Prof. Dr. Veysel Özdemir’in moderatörlüğünde Prof. Dr. Salih Kesgin ve Prof. Dr. Muammer Bayraktutar’ın katılımlarıyla “Türkiye’de Akademik Hadis Çalışmaları” başlığıyla; beşinci panel ise Prof. Dr. Bünyamin Erul’un moderatörlüğünde, Prof. Dr. Bekir Kuzudişli ve Prof. Dr. Veli Atmaca’nın katılımlarıyla “Akademik Hadis Çalışmalarının Geleceği” başlığıyla gerçekleştirildi. Programda ismi yer alan bazı hocalar ise hastalık gibi sair sebepler nedeniyle panellere iştirak edemediler. Ayrıca programda yer almamasına rağmen ikinci panelin sonunda Abdülvasıf Eraslan, daha önce yüksek lisans tezi olarak çalıştığı Hamza el-Melîbârî’nin hayatını ve ilmî çalışmalarını anlattı.

Harput’ta düzenlenen 1. Klasik Hadis Meclisi programını kısa bir şekilde tasvir ettikten sonra genel izlenimlerimi anlatmaya koyulabilirim.

Yanlış hatırlamıyorsam bundan 4-5 ay öncesinde Veysel Özdemir Hoca, Whatsapp Ehl-i Hadis grubunda bu programın müjdesini vermişti. Henüz içeriği net değilken dahi arkadaş grubumuzla, mutlaka Harput’a gitmemiz gerektiğini konuşmuş, her ne olursa olsun Ağustos ayının son haftalarına herhangi bir program koymayacağımız üzerine sözleşmiştik. Daha sonra programın detaylı içeriği açıklanınca muhtemelen çoğu kişi gibi benim de en çok dikkatimi çeken ve heyecanlandıran isim Prof. Dr. Hamza el-Melîbârî olmuştu. Ayrıca bir süredir arkadaşlarla kendi aramızda takip ettiğimiz Müslim’in Kitâbü’t-Temyîz’ini de okutacağını öğrenince farklı bir heyecan oluşmuştu bende. Fakat nedense sonra, eski tecrübelerim hatırıma gelmiş, çoğu meşhur ve belirli bir yaşı geçmiş hocalardan, beklentilerim yönünde istifade edemediğimi hatırlamıştım. Bu noktada Hamza Hoca’nın çok fazla hazırlık yapmadan kitabı yüzeysel bir şekilde okutabileceği düşüncesi hâsıl olmuştu zihnimde. Ancak daha programın ilk gününde bu düşüncelerimin ne kadar yersiz olduğunu hemen anlayacaktım. Zira Hamza Hoca, teknolojiden de azami derece istifade ederek isnad şemaları çizmiş, kitabın adeta anatomisini bizlere sunmuştu. İlk günlerdeki meşakkatli yolculuğun vermiş olduğu yorgunluk bir kenara itilirse, Hamza Hoca yaşına rağmen oldukça etkili ve interaktif bir şekilde ders işliyordu. Birkaç gün sonra katılımcıların da Hamza Hoca’nın dersine aşina olmalarıyla beraber sorular ve tartışmalar görece çoğalmış, dersin verimi daha da artmıştı. Hamza Hoca’nın dersteki temel vurgusu ilk dönem muhaddislerinin “müesses menheci”ne yönelikti. Ona göre hadis rivayet tenkidinin felsefesi, mütekaddim dönem muhaddislerin ameliyesi özümsendikten sonra ancak anlaşılabilirdi. Ona göre bu menhec, mütekaddim dönemde o derece mükemmel bir şekilde işletiliyordu ki, bu faaliyeti anlamak, hadislerin günümüze değin nasıl sağlam bir şekilde geldiğini de kanıtlamaya yetecekti. O, kitaplarında ortaya koyduğu gibi derslerinde de müteahhir dönemde tanımları yapılan ıstılahların, ilk dönemdeki kullanımlarından çok farklı anlamlara geldiğini ısrarla belirtmiş ve müteahhir dönem ıstılahları üzerinden, mütekaddim dönem faaliyetinin anlaşılamayacağını, bu dönemde vaz edilen usulle sağlıklı bir şekilde rivayet tenkidi yapılamayacağını ifade etmişti. Açıkçası bu söylediklerini okuyabildiğim kadarıyla kitaplarından görüyor ve İstanbul’daki hocalarımızdan duyuyorduk. Ancak bizzat kendi ifadelerinden ve örnekler üzerinden canlı bir şekilde bu ameliyeyi fark etmek, zihnimde muhtelif soruların oluşmasına ve farklı ufukların açılmasına neden olmuştu.

Programın diğer klasik hadis dersi ise Mehmet Fatih Kaya Hoca’nın anlatımıyla el-Mûkiza kitabı üzerinden gerçekleştirilmişti. Fatih Hoca’yı daha önceden YouTube’da yaptığı Teysir, Maʻrifetu Ulûmi’l-hadis ve Nüzhetü’n-nazar dersleriyle tanıyordum. O derslere ne kadar çok emek vererek hazırlandığını bildiğim için Harput’taki bu derslerin de çok yoğun olacağını tahmin etmem zor olmamıştı. Gerçekten de Fatih Hoca bu derslere de yoğun mesai sarf etmiş ve bunun semeresini bizlere sunmuştu. Hamza Hoca gibi Fatih Hoca’nın da bu derslerde vermek istediği bir mesajı vardı. Onun mesajı “teknik hadisçiliğe gereken önemin verilmesi” yönünde idi. Program boyunca Türkiye’deki teknik hadisçiliğin zayıflığına farklı zamanlarda değinilmişti. Fatih Hoca da bu gerçeği dersi okuturken yeri geldikçe üzerinde dura dura belirtmişti. Özellikle akademik hayatının başında olan katılımcılar için Fatih Hoca’nın bu mesajı faydalı olmuştur diye tahmin ediyorum. Bunların yanında dersin zorlayıcı kısımları da oldu. Özellikle Fatih Hoca’nın belki de yılların birikimini uzun istitratlar yaparak anlatması zihinlerin yorulmasına neden olmuştu. Ayrıca kitap dışına çıktığı ve diğer muhaddislerin ibarelerini okuduğu kısımda da dersin takibi nispeten zorlaşmıştı.

Programda kısmen beni hayal kırıklığına uğratan nokta ise akşamları düzenlenen ilmî paneller oldu. Dinleyebildiğim paneller içerisinde istifade ettiğim birkaç sunum oldu yalnızca. Konuşmalar genelde başlıklarla uyumlu değildi ya da içerikler zayıf kaldı. Bunda konuşmacıların kısa süre içerisinde tebliğe hazırlanmaları etkili olmuş olabilir. Eğer bu program gelecek senelerde devam edecekse şimdiden panellerin konusu düşünülmeli, ayrıca hocalara konu teklif edilmesinden ziyade program uluslararası bir sempozyum şekline getirilip ilana çıkılmalıdır. Bu durumda daha renkli ve kaliteli ilmî panellerin ya da sempozyumun gerçekleşmesi mümkün olabilir diye düşünüyorum.

Dersler hakkında genel izlenimlerimi aktarmaya çalıştıktan sonra Harput’taki ortama değinmeden geçmek istemiyorum. Açıkçası dersler kadar öğretici etkisinin olduğunu düşündüğüm noktalardan biri de birbirinden kıymetli hocaların tevazu göstererek biz öğrencilerle birlikte diz kırıp dersleri büyük bir ciddiyetle takip etmeleriydi. Buhârî’nin (ö. 256/870) “Kişi; büyüğünden, küçüğünden ve akranından hadis yazmadıkça tam anlamıyla muhaddis olamaz” sözünü hatırlatan bu davranışın, henüz yolun başındaki genç ilim talebelerine mesajı açıktı. “Beşikten mezara ilim talebi” düsturunu, gençlerle yan yana, omuz omuza gelerek herhangi bir yüksünme belirtisi göstermeden yaşatan hocalarımızın, bu anlamda ilimden başka noktaların da önemli olduğunu hâl dili ile bizlere aktarmaları gerçekten kayda değerdi.

Bu tür organizasyonların bizlere en büyük katkılarından birisi de kıymetli hoca ve öğrenci arkadaşlarla tanışma imkânı vermesidir. Bu programda, belki de Türkiye’de yıllar içerisinde tanıyabileceğim ya da hiç ismini duyamayacağım kişilerle bir araya gelip tanışma fırsatı elde ettim. Çoğunlukla sosyal medyadan ya da çalışmalarından isimlerini duyduğumuz kişileri yakından tanımak, onlar hakkında daha doğru yargılara ulaşmamıza vesile oluyordu. Zihinlerde oluşan olumsuz önyargılar birebir çay içerken ya da yemek yerken dağılabiliyordu. Tanışıklığın yanında tez konumu onlarla paylaşmak ve görüşlerini almak ise benim için diğer bir önemli nokta idi.

Böylesi dev bir organizasyonu başarıyla gerçekleştirmek, bu tarz bir işin ucundan kıyısından tutmuş olan herkesin takdir edeceği bir noktadır. Bu anlamda birçok kurumun bir araya gelip ortak bir organizasyona imza atması da ayrıca takdir edilesi bir durum. Konaklamadan seyahate, yemekten çay molasına kadar her ayrıntının düşünülmesi programın profesyonel bir şekilde icra edildiğini bizlere gösterdi. Tüm bu takdir edilesi hususların yanında kimi zaman ufak iletişim eksikliklerinin de yaşandığı olmuştu. Özellikle derslerdeki teknik sıkıntılar önceden halledilebilirdi. Bu sebeple bazı derslerin aksadığı oldu. Bu hususta özellikle gençlerin ön planda yer almaması eksiklik olarak zikredilebilir. İnşallah, bu program geleneksel bir hâle bürünecekse, sorumluluk alma noktasında ve derslerin takibinde gençlere görev verilmesi, teknik işlerin sorunsuz icra edilmesine vesile olabilir diye düşünüyorum.

Son olarak dolu dolu geçirdiğim bu altı günü hafızamın en mutena köşelerinde saklayacağımı, eğer tekrardan icra edilirse elimden geldiğince yine katılacağımı mutlulukla belirtmek istiyorum. Böyle bir programa vesile olmasından dolayı özellikle Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Veysel Özdemir Hocamıza müteşekkirim. Umarım bu program bir başlangıç olarak hadis ehlinin bir araya gelmesine yönelik çabaların artmasına vesile olur.

Mehmet Emin TÜLÜ

Dr. Öğrencisi, İstanbul Üni. Hadis ABD

                                                                                                         Gaziantep